Sen olmayınca

Suskun Şair

Ey Dualarımın Ve Gecelerimin kadını!
Bana kendi kutsallığından özgürlüğü armağan eder misin?

Ben ki eskimiş bir ruhu taşıyorum bedenimde,
Ancak senin yaratıcılığın ve mucizelerin ile temizlenir bu ruh.
Ve ancak senin dokunuşların ile çözülür bu buzullar…

Ey aşkın ve sevginin tanrıçası!
Doğanın ayrılmaz parçası!
Sen olmayınca eksik kalıyor bu hayat.
Sen olmayınca yarım kalıyor duygular düşünceler.
Ve sen olmayınca yetim kalıyor bu dünya…
Ve Ben Her Gece Hasretinden ölüyorum.

Seninle başladı tarihin gül kokan güzelliği,
Seninle başladı yıldızların dilinden dinlemek.
Güneş topla Benim için’i..

Ey Kadınım ve kutsandığım kadın!
Bir sensin ruhumda dolaşan,
Ve bir tek sensin gecelerime semalaşan…

Sen olmayınca kanadı kırılmış bir kuş oluyorum.
Sen olmayınca sesime yabancı/gözüme kör kalırım.
Ve sen olmayınca karşılıksız kalıyor dualarım…

Ey azîze kadın..
Özgürlüğün tadı ve barışın kokusu!
Sen olmayınca akmayan bir nehir ‘ susuz bir çöl oluyorum.
Sönmüş bir volkana dönüşürüm.
Gökyüzü yıldızsız ; bu topraklar bereketsiz kalıyor.

Sen olmayınca karaya vurmuş bir balık misali.
Rotasını kaybetmiş bir gemi,
Sokak ortasında bir kedi.
Ve sen olmayınca kimliksiz kalıyorum…

İklimim belirsiz kalıyor sensizliğinde
Tarihim kayıp kalıyor.
Sıcak bir okyanus akıntısı olup akıyorsun üzerime.
Anladım ki sen olmayınca baharsız kalıyorum.
Mevsimlerim kurak geçiyor.
Mahkûmiyetim firar ediyor.

Sen olmayınca;
Tercümesiz bir dildir alfabem.
Ve koklanmamış bir nergis çiçeğiyim.

Yolunu şaşırmış bir seyyah oluyorum yokluğunda.
Kuruyor nehirlerim topraklarım çoraklaşıyor.
Deryalarım dalgasız/med-cezirlerim durgun kalıyor.
Yollarım yolcusuz
Ve caddelerim ışıksız kalıyor.

Sen olmayınca;
Sakalı uzamış bir yabancı olurum.
Yanlış adreslere çıkıyorum/tüm kapılar kilitli.
Ve yanlış ayarlanmış frekanslarım.

Bir tek senin varlığında anlam buluyor kelimelerim.
Ve sadece senin yiğitliğinde bulurum cesareti.

Ey beni şad eden kadın..!
Bu gözler ki güzelliğini görmek,
Ve bu kulaklar ki dilinden duymak için yaratılmıştır.

Sen olmayınca;
Ziyaretsiz kalıyor görüş günüm.
Kavalsız kalıyor dağlarım.
Nabzı tutulmaz saniyelerimin
Zamanı geçmez ömrümün.

Sen olmayınca;
Zin’i olmayan mem,
Ve mavi çocuğu olmayan bir kara çocuk oluyorum.

Notasız kalıyor sazım,
Ve yalnız kuruluyor göçebe çadırlarım.
Lâmbası sönük kapkara bir köy oluyorum.

Sen olmayınca;
Mezopotamyam hasret kalıyor
Ve ben hergün yokluğunda ölüyorum,

Sen olmayınca;
Keşfedilmemiş bir kıtadır bu dünya.
Ben ise haritası olmayan bir ülkeyim.
Dili olmayan bir geceyim
Ve pimi çekilmiş bir bombaya dönüşürüm.

Sen olmayınca;
Dinleyicisi olmayan bir dengbêjım.
Doğmamış bir çocuk
Ve gönderilmemiş bir mektup olurum.

Sen olmayınca;
Sansürlenmiş bir şiirdir yüreğim.
Günaha giriyorum yokluğunda
Ve ninnisiz kalıyor gecem…

Ey cehennemimin cenneti..!
Dört mevsimim ve gökkuşağım.
Sen olmayınca;
Doğmayan bir güneş/parlamayan bir yıldızım.
Ve anladım ki sen olmayınca;
Sensiz dönmüyor bu dünya…