Suskun Şair – Ümit Yaşar Oğuzcan

ümit yaşar oğuzcan

Suskun Şair – Ben Hiç unutmayacaksan Sev – Ümit Yaşar Oğuzcan

15.Mektup

Gözlerine baktığım zaman susmanın bir sebebi olmalı. Bana kendini anlat.
Korkularını, dileklerini söyle bana. Aşktan ne bekliyorsun? Dostluk mu? Al, istediğin kadar..Yüreğimi apaçık önüne seriyorum işte! Orada sevdiğin, istediğin ne varsa al, senin olsun. Sana arzularımın ötesinden sesleniyorum.

Aydınlık! Sen en güzel aydınlık! Bizi bırakma. Kalplerimizde girmediğin köşe kalmasın. Çek, kurtar bizi insan yaratılışımızın korkunç karanlığından. içimizde, ta derinlerde kükreyen o vahşi hayvanı sustur. Düşüncemizi tırmalayan o kanlı pençelerden kurtar bizi. Unutulmuşların dünyasında biz unutmak istemiyoruz.

Hadi sevdiğim sen de aç yüreğini. Dostluğun o ölümsüz ışığı dolsun içine. Saçlarımı okşadığın zaman, annemin eli sanmalıyım ellerini. Dudaklarından yalnız aşkın hazzı değil, dostluğun doyulmaz içkisini de içmeliyim. Bana önce insanlığımı öğret, bana unutmamayı öğret. Seni hiç unutmak istemiyorum.

Bilinmeyen içkilerin en zevk dolu sarhoşluğunda yaşayalım seninle. Kurtulalım bu korkulardan, bu çaresizliklerden. Beni hiç unutmayacaksan sev, usanmayacaksan sev. Birlikte yaşayacağımız her dakika ömrümüzün bir yılına bedel olmalı. O dakikaları hatıraların sonsuz mezarlığına gömeceksek hiç yaşamayalım.

Önce zamandan kurtulmalıyız öyleyse, önce zamandan kurtulmalıyız. Birbirini yenilemeli saatlerimiz. Yarın bu günü aratmamalı. Yerçekiminden kurtulurcasına aşmalıyız zamanı seninle. O zamanı, o dost zamanları.

Bana < gel > dediğin an; mesafeler de anlamını kaybetmeli. Yolları dakikalarla, günleri kilometrelerle ölçmeliyiz. Beraberliğimiz, bütünlüğümüz hiç bitmemeli. O hiç sönmeyen dostluk ateşinin çevresinde hep böyle elele, dizdize olalım. Ne yağmur söndürmeli o ateşi ne rüzgar. Yüreklerimiz hep böyle ışıl ışıl olmalı alevlerinde.

Hadi sevdiğim, sen de aç yüreğini. Bana kendinden bahset. Hep ben ol, durmadan ben ol istiyorum. Dudaklarım kurudu bak! Bir yudum su ver güzelliğinin pınarından. Acıktım dersem iyiliğinle doyur beni. Üşüyorsam; yalnız dostluğunun ateşinde ısınsın ellerim. Benim olma demiyorum. Ama önce ben ol. inan, ben hep senin olacağım, baştanbaşa sen olduğum için. Aşkta kaybettiklerimizi dostlukta tamamlayalım.

Gel aydınlık bizi bekliyor…

Ümit Yaşar Oğuzcan

Sen olmayınca

Suskun Şair

Ey Dualarımın Ve Gecelerimin kadını!
Bana kendi kutsallığından özgürlüğü armağan eder misin?

Ben ki eskimiş bir ruhu taşıyorum bedenimde,
Ancak senin yaratıcılığın ve mucizelerin ile temizlenir bu ruh.
Ve ancak senin dokunuşların ile çözülür bu buzullar…

Ey aşkın ve sevginin tanrıçası!
Doğanın ayrılmaz parçası!
Sen olmayınca eksik kalıyor bu hayat.
Sen olmayınca yarım kalıyor duygular düşünceler.
Ve sen olmayınca yetim kalıyor bu dünya…
Ve Ben Her Gece Hasretinden ölüyorum.

Seninle başladı tarihin gül kokan güzelliği,
Seninle başladı yıldızların dilinden dinlemek.
Güneş topla Benim için’i..

Ey Kadınım ve kutsandığım kadın!
Bir sensin ruhumda dolaşan,
Ve bir tek sensin gecelerime semalaşan…

Sen olmayınca kanadı kırılmış bir kuş oluyorum.
Sen olmayınca sesime yabancı/gözüme kör kalırım.
Ve sen olmayınca karşılıksız kalıyor dualarım…

Ey azîze kadın..
Özgürlüğün tadı ve barışın kokusu!
Sen olmayınca akmayan bir nehir ‘ susuz bir çöl oluyorum.
Sönmüş bir volkana dönüşürüm.
Gökyüzü yıldızsız ; bu topraklar bereketsiz kalıyor.

Sen olmayınca karaya vurmuş bir balık misali.
Rotasını kaybetmiş bir gemi,
Sokak ortasında bir kedi.
Ve sen olmayınca kimliksiz kalıyorum…

İklimim belirsiz kalıyor sensizliğinde
Tarihim kayıp kalıyor.
Sıcak bir okyanus akıntısı olup akıyorsun üzerime.
Anladım ki sen olmayınca baharsız kalıyorum.
Mevsimlerim kurak geçiyor.
Mahkûmiyetim firar ediyor.

Sen olmayınca;
Tercümesiz bir dildir alfabem.
Ve koklanmamış bir nergis çiçeğiyim.

Yolunu şaşırmış bir seyyah oluyorum yokluğunda.
Kuruyor nehirlerim topraklarım çoraklaşıyor.
Deryalarım dalgasız/med-cezirlerim durgun kalıyor.
Yollarım yolcusuz
Ve caddelerim ışıksız kalıyor.

Sen olmayınca;
Sakalı uzamış bir yabancı olurum.
Yanlış adreslere çıkıyorum/tüm kapılar kilitli.
Ve yanlış ayarlanmış frekanslarım.

Bir tek senin varlığında anlam buluyor kelimelerim.
Ve sadece senin yiğitliğinde bulurum cesareti.

Ey beni şad eden kadın..!
Bu gözler ki güzelliğini görmek,
Ve bu kulaklar ki dilinden duymak için yaratılmıştır.

Sen olmayınca;
Ziyaretsiz kalıyor görüş günüm.
Kavalsız kalıyor dağlarım.
Nabzı tutulmaz saniyelerimin
Zamanı geçmez ömrümün.

Sen olmayınca;
Zin’i olmayan mem,
Ve mavi çocuğu olmayan bir kara çocuk oluyorum.

Notasız kalıyor sazım,
Ve yalnız kuruluyor göçebe çadırlarım.
Lâmbası sönük kapkara bir köy oluyorum.

Sen olmayınca;
Mezopotamyam hasret kalıyor
Ve ben hergün yokluğunda ölüyorum,

Sen olmayınca;
Keşfedilmemiş bir kıtadır bu dünya.
Ben ise haritası olmayan bir ülkeyim.
Dili olmayan bir geceyim
Ve pimi çekilmiş bir bombaya dönüşürüm.

Sen olmayınca;
Dinleyicisi olmayan bir dengbêjım.
Doğmamış bir çocuk
Ve gönderilmemiş bir mektup olurum.

Sen olmayınca;
Sansürlenmiş bir şiirdir yüreğim.
Günaha giriyorum yokluğunda
Ve ninnisiz kalıyor gecem…

Ey cehennemimin cenneti..!
Dört mevsimim ve gökkuşağım.
Sen olmayınca;
Doğmayan bir güneş/parlamayan bir yıldızım.
Ve anladım ki sen olmayınca;
Sensiz dönmüyor bu dünya…